Alış:3.8765
Satış:3.8921
Alış:4.5728
Satış:4.5911
19 Kasım 2017, Pazar 12:28:16
Faydalı Notlar

Günlük veya haftalık sürelerle konut kiralama faaliyetinden elde edilen gelirin vergilendirilmesi

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı :B.07.1.GİB.4.06.16.01-120[37-12/10]-928 13/09/2012

Gayrimenkullerin uzun süreli kiralanması suretiyle elde edilecek gelirden daha fazla gelir elde edilmesi amacıyla, günlük veya haftalık olarak, süreklilik arz eden bir şekilde farklı kişilerin kullanımına hazır halde bulundurulması, kalacak kişilere konutun teslimi ve kalma sürelerinin sonunda konutun teslim alınması ve yeniden kullanıma hazır hale getirilmesi bir organizasyonu gerektirmektedir. Ayrıca söz konusu konutun belirli bir bedel karşılığı olmak üzere günlük ya da haftalık olarak kullanıma sunulmasında bir kira akdinden söz edilmesi mümkün olmadığından bu faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalara göre, bir organizasyon içerisinde devamlı olarak kısa sürelerle (günlük, haftalık) başkalarının istifadesine sunulan konuttan maliklerin elde ettiği gelirin ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerekmektedir.

Yabancı Dildeki Kağıtların Kullanımı

Yabancı Dildeki Kağıtlar
Yabancı dildeki kağıtların Türkiye’de kullanımına ilişkin çeşitli kanunlara serpiştirilmiş dolaylı bir mevzuat bulunmaktadır. Yabancı dildeki kağıtların Türk makamlarına sunumu ve geçerli belge addedilerek kabulüne yönelik çeşitli mevzuat hükümleri şöyledir;
“Ecnebi lisanla yazılmış olan vesikayı ibraz eden taraf tercümesini de raptetmeye mecburdur.” (1086 SK md.325)
“Bir dilden diğer bir dile veya bir yazıdan başka bir yazıya çevirme halinde, noter tarafından metnin altına bir şerh verilir. Bu şerhin, noter yeminli tercüman kullanmışsa, tercümanın kimliğini ve adresini ihtiva etmesi ve altının, noter tarafından tarih yazılıp imzalanarak mühürlenmesi gereklidir.” (1512 SK md.103)
“Örneği verilmesi istenen kağıt yabancı dilde yazılmışsa, evvela tercüme edilir; sonra bu bölüm hükümlerine göre örnek çıkarılarak her örneğe tercümesi iliştirilir ve bu yolda şerh verilir.” (1512 SK md.99)
“İlgilinin bulunduğu yerde noterlikçe çeviri yaptırılamazsa, o noterlik aracılığı ile başka yerdeki noterlikte çevirme yaptırılabilir.” (1512 SK md.104)
“Belgelerin bir dilden diğer bir dile veya bir yazıdan başka bir yazıya çevrilmesine ve noterlikçe onaylanmasına çevirme işlemi denir.
Noterin, çevirmeyi yapanın o dili veya yazıyı doğru olarak bildiğine, diplomasını veya diğer belgelerini görerek veya diğer yollarla ve hiçbir tereddüte yer kalmayacak şekilde kanaat getirmesi gerekir.
Noterlik Kanununun 75. maddesinin son fıkrası gereğince noter tercümana Hukuk Yargılama Usulü Kanununa göre and (yemin) içirir. Bunun bir tutanakla belgelendirilmesi zorunludur. Bu tutanakta tercümanın adı, soyadı, doğum tarihi, iş adresi, ev adresi, tahsil derecesi, hangi dil veya dilleri, hangi yazıyı bildiği, noterin çevirenin bu dil ve dilleri veya yazıyı bildiğine ne suretle kanı sahibi olduğu, yemin biçimi ve tutanağın tarihini gösterir. Tutanağın altı noter ve tercüman tarafından imzalanır.
Kendisine çevirme yaptırılan kimselerin yemin tutanakları noterlik dairesinde özel bir kartonda saklanır. Noter, kartonunda yemin tutanağı bulunmayan bir kimseye çevirme yaptırılmaz.
Noter tarafından ilgilisinden alınan çevirme ücretleri noterlik dairesinin gelirlerinden olup yevmiye defterine gelir olarak kaydedilir. Noterin çevirene ödediği para da dairenin giderlerindendir.” (1512 SK. Yönetmeliği md.96)
“Apostil, bir belgenin gerçekliğinin tasdik edilerek başka bir ülkede yasal olarak kullanılmasını sağlayan bir belge onay sistemidir.

Apostil’ in kuralları 5 Ekim 1961 tarihli Lahey Konvansiyonuyla kararlaştırılan “Yabancı Resmi Belgelerin Tasdikten Muaf Tutulmasına Dair Sözleşme (APOSTİL)” ile tespit edilmiş ve bu sözleşme Türkiye bakımından 29/09/1985 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Apostil belge onay sisteminde; ilgililerin belge onayı hususundaki talebi üzerine, bu belgenin gerçek olduğu sözleşmeye taraf devletlerin kendilerinin tespit ettikleri yerel bir merci tarafından onaylanmakta ve sözleşmeye taraf diğer bir ülkeye 1961 tarihli Lahey Konvansiyonunda belirlenen kurallar çerçevesinde kullanılması için gönderilmektedir.

Apostil tasdiği yapılan belge, sözleşmeyi imzalayan tüm üye ve taraf devletlerinde geçerli bir belge olarak kabul edilmektedir.

A) Apostil Şerhi konacak resmi belgeler:
a) “Savcı, zabıt katibi veya adliye memuru tarafından verilmiş belgeler de dahil olmak üzere, devletin bir yargı organına veya mahkemesine bağlı makam veya görevli memur tarafından düzenlenmiş olan belgeler,
b) İdari belgeler,
c) Noter senetleri,
d) Kişilerce özel sıfatla imzalanmış belgeler üzerine konulmuş olup belgenin kaydının
veya belirli bir tarihte mevcut olduğunun ve imzaların doğruluğunun resmi makam ve noterlerce tasdiki gibi resmi beyanlar” dır.
B) Aynı maddeye göre sözleşmenin uygulanamayacağı, diğer bir deyişle, Apostil tasdiği yapılamayacak belgeler:
a) “Diplomasi veya konsolosluk memurları tarafından düzenlenmiş belgeler,
b) Ticaret veya gümrük işlemleriyle doğrudan ilgili olan idari belgeler” dir.
3) Sözleşmenin 6. maddesi uyarınca “Her Akit Devletin, Apostil Şerhini vermek üzere yetkili kılınan makamları belirlemesi, bunlarda değişiklik olduğunda da keyfiyeti Hollanda Dışişleri Bakanlığına bildirmesi” gerekmektedir.
4) Sözleşmenin 9. maddesinde “Her Akit Devlet, işbu Sözleşmede tasdik bağışıklığının öngörüldüğü hallerde kendi diplomasi veya konsolosluk memurlarınca tasdik işlemi yapılmamasını sağlamak üzere gerekli önlemleri alacaktır” denmekte ve usulüne göre Apostil Şerhi uygulanmış bir belgenin başkaca bir tasdiğe gerek olmadığı belirtilmektedir.
5) Anılan Sözleşme metni ile sözleşmeye taraf olan ülkelere ait güncel liste ile her bir ülkede Apostil Şerhi koymaya hangi makamların yetkili olduğuna dair bilgiler:

Apostil tasdik şerhi örneği, apostili imzalamaya yetkili mercilerde bulunmaktadır.
Örnekten de anlaşılacağı üzere; Apostil belgesinin şekli sözleşmenin 4. maddesinde tanımlanmış aşağıdaki 10 husustan oluşur:

Belgenin düzenlendiği ülkenin adı,
Belgeyi imzalayan kişinin adı,
Belgeyi imzalayan kişinin sıfatı,
Belgeye basılan mührün ait olduğu makamın adı,
Tasdik edildiği yer,
Tasdik edildiği tarih,
Apostili düzenleyen makam,
Apostil numarası,
Apostili düzenleyen makamın mührü veya kaşesi,
Apostili düzenleyen yetkilinin imzası.

Sözleşmenin 3 ve 5. maddelerinden de anlaşılacağı üzere; apostil uygulaması, apostil şerhi konulan belgenin metnine şamil değildir.

Apostil; imzanın doğruluğunun, belgeyi imzalayan kişinin sıfatının ve gerektiğinde, bu belge üzerindeki mühür veya damganın aslıyla aynı olduğunun teyidi için tasdik şerhinin yetkili makamca belge üzerine vurulmasından ibarettir.

Usulüne uygun biçimde doldurulan tasdik şerhi, imzanın doğruluğunu, belgeyi imzalayan kişinin hangi sıfatla imzaladığını ve gerektiğinde, belge üzerindeki mühür veya damganın aslıyla aynı olduğunu teyid eder.” (İçişleri Bakanlığı İİGM 2009/31 Sayılı Genelge)
Lahey Konferansı’nın tam üyesi taraf ülkeler;

Andora, Arjantin, Ermenistan, Avusturalya, Belize, Brunei, Bulgaristan, Kolombiya, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, El Salvador, Estonya, Macaristan, İsrail, Kazakistan, Letonya, Liberya, Litvanya, Malavi, Malta, Marshall Adaları, Meksika, Monako, Nambiya, Yeni Zelanda, Niue, Panama, Romanya, Rusya Federasyonu, Saint Kitts ve Nevis, Saint Lucia, Samoa, San Marino, Seyşeller, Slovakya, Güney Afrika, Trinidad ve Tobago, Ukrayna, ABD, Venezuela

Aşağıdaki devletler Lahey Konferansı’nın tam üyesi değildir. Ancak, bu devletler Konvansiyon’un 12. Maddesinin kendileri içinde bağlayıcı olduğunu kabul etmişlerdir.

Avusturya, Bahamalar, Barbados, Belçika, Bosna Hersek, Botswana, Çin, Hong Kong, Çin, Makau, Hırvatistan, Dominik, Fiji, Finlandiya, Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti, Fransa, Almanya, Yunanistan, Granada, İngiltere, İrlanda, İtalya, Japonya, Lesoto, Liechtenstein, Lüksenburg, Mauritius, Hollanda, Norveç, Portekiz, Saint Vincent ve Greadines, Sırbistan Karadağ, Slovenya, İspanya, Surinam, Swaziland, İsveç, İsviçre, Tongo, Türkiye

Türkiye: Yetkili Merci: 1. İdare belgeler: a. İllerde: Vali, Vali Yardımcısı, Hukuk İşleri Müdürü, b. İlçelerde: Kaymakam, 2. Adli belgeler: Ağır ceza mahkemeleri bulunan Adli Kurul Başkanlıkları

KDV yönünden İlmühaber

KDV dolaylı vergilerdendir. Kanunun 1. maddesinde hangi teslimlerin kdv’ye tabi olduğu, 11-17. maddelerindeki istisna hükümlerinde de nelerin istisna edildiği ve yine kanunun 28. maddesinde; “Katma değer vergisi oranı, vergiye tabi her bir işlem için %10′dur. Bakanlar Kurulu bu oranı, dört katına kadar arttırmaya, %1′e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir” denerek, BKK ile I, II, III sayılı listelerde hangi mal ve hizmet teslimlerinin hangi oranda kdv’ye tabi olduğu tek tek belirlenmiştir.
KDVK’nun 17/4-r. maddesi ile; Kurumların en az 2 tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisselerinin satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimleri istisna edilmiştir. Yine, KDVK’nun 17/4-g. maddesi ile; hisse senedi, tahvil teslimi kdv’den müstesnadır.
TTK’nun 411. maddesinde; “Nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan ilmühaberlerin nama yazılı olması lazımdır. Bunların devri nama yazılı hisse senetlerinin devrine ait hükümlere tabidir. Hamiline yazılı hisse senetleri yerine tanzim olunan nama yazılı ilmühaberler ancak alacağın devri hakkındaki hükümlere göre devrolunabilir. Şu kadar ki; devir şirkete karşı ancak ihbar tarihinden itibaren hüküm ifade eder.” hükmü yer almaktadır.
KDVK’nun İstisnaların sınırı başlıklı 19. maddesisinde ise; “1. Diğer kanunlardaki vergi muaflık ve istisna hükümleri bu vergi bakımından geçersizdir. Katma değer vergisine ilişkin istisna ve muafiyetler ancak bu kanuna hüküm eklenmek veya bu Kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenir. 2. Uluslararası anlaşma hükümleri saklıdır.” hükmü yer almaktadır.
Nama yazılı ilmühaber hisse senedi değildir. Yanyana koyup bakın. Sadece devri halinde TTK yönünden hisse senetlerinin TTK’da tabi olduğu hükümlere tabidir. Nama yazılı ilmühaber KDVK’nun istisna hükümleri arasında veya düşük oranlı kdv’ye tabi teslimler arasında da sayılmamıştır. KDV’nin dolaylı vergilerden olduğu gözardı edilmemelidir. KDV, gelir ve servet üzerinden değil kanunda sayılan mal ve hizmetlerin her bir teslimi işleminden alınır. Nama yazılı ilmühaberler kdv’den müstesna edilseydi ancak bu kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenirdi, Gelir Vergisi Tebliğlerinde ya da TTK’da değil. Örneğin; taze fasulye %8 oranında kdv’ye tabi iken kuru fasulye %1 oranında kdv’ye tabi olması öngörülmüştür. Yine, ambulans hizmetleri %8 kdv’ye tabi iken kanun koyucu cenaze hizmetlerinin %1 oranında kdv’ye tabi olmasını öngörmüştür. Açıktır ki; Kanun koyucu nama yazılı ilmühaber teslimlerinin %18 oranında vergiye tabi olmasını öngörmüştür.
Öte yandan, Gelir ve servet vergileri yönünden ilmühaber bastırma kararını ve ilmühaberi noterden geçirmeksizin ve de ticaret sicilde tescil ettirmeksizin “vallaha billaha” ilmühaber hisse devrinden önce düzenlendi şeklindeki yaklaşımların da ayrıca kağıt ve mürekkep kriminal sonuçlarının değerlendirilerek rapora bağlanması ve aksi çabaların ve olumsuzlukların da Savcılığa suç duyurusunda bulunulması gerekmekte olup hile-i şeriye den sebep vergi kayıp ve kaçaklarının her halükarda vergi tarhiyatına konu edilmesine devam olunmalıdır.

Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançlara ilişkin Kurumlar Vergisi istisnası

İstisnadan yararlanmak için yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden elde edilen kazancın Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.
Kurumların yurt dışında bir inşaat ve onarım işi varsa, buna bağlı teknik hizmetler ister Türkiye’de ister yurt dışında yapılsın, elde edilen kazançlar istisnadan yararlanabilecektir. Ancak, proje hazırlanması gibi teknik hizmetler, inşaat ve onarma işinin tamamlayıcı bir unsuru olmasına karşın, kurumların yurt dışında devam eden bir inşaat ve onarma işi olmadığı ya da ayrıca bir işyeri veya daimi temsilci bulundurulmadığı durumlarda, bu faaliyetin ihracat olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, yurt dışındaki inşaat işine bağlı olarak Türkiye’de yapılan teknik hizmetlerden sağlanan kazançların bu istisnadan yararlandırılması mümkün bulunmamaktadır.
Geçici olarak yurt dışına ihraç edilen makina ve teçhizata ilişkin amortisman ayrılmasına, Türkiye’ye girişine müteakip devam olunacaktır.
Merkez genel giderlerinden yurt dışı işlere verilen paylar yurt dışında gider kaydedilecektir, Türkiye’de gider kaydedilmeyecektir.
Türkiye’deki merkez ile yurt dışındaki işyeri arasındaki mal ve hizmet hareketinden doğan alacak ve borçların değerlemeye tabi tutulması gerekmekte, mal ve hizmet hareketine bağlı olmayan para hareketlerine dayalı cari hesap bakiyelerinin değerlemesine gerek bulunmamaktadır.

Yıllara Sari İnşaat İşlerinde Vergi Tevkifatı

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 42 nci maddesi kapsamına giren yapım işleri dolayısıyla bu işleri yapanlara(Kurumlar dahil) ödenen istihkak bedellerinden, aynı kanunun 94 üncü maddesi uyarınca belirlenen oranda gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

Sözleşmesine göre yılı içerisinde bitirilmesi gereken inşaat ve onarım işinin, her ne sebeple olursa olsun yılı içerisinde bitirilmeyerek, idarece ek süre verilmesi ve bu sürenin ertesi yıla taşınması halinde;

a)      Ek süre ile ilgili kararın verildiği tarihten,

b)      Ek süre verilmemiş olmakla birlikte işin bitiminin ertesi yıla taşması halinde ise ertesi takvim yılı başından itibaren,

Ödenecek istihkak bedelleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Sözleşmesine göre yıllara yaygın olmayan inşaatın bir sonraki yıla yaygın olması durumunda, ödenen istihkakların tamamı üzerinden değil inşaatın yaygın olduğu yılın başından itibaren ödenecek istihkaklardan vergi kesintisini yapılması gerekmektedir.

Stopaj uygulaması geçici kabulün idarece onaylandığı tarihe kadardır. Onay tarihinden sonra yapılan ödemelerden stopaj yapılmaz. Çünkü; müteahhit geçici kabulün onayından sonra aldığı hak edişleri ilgili dönem(ler)de gelir/kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan etmek zorundadır.

İşin Bölümler Hâlinde Taahhüt Edilmesi Durumunda ise; İşlerin her biri münferit olarak değerlendirilecektir.

Alt Taşeron’un (ikinci müteahhidin) söz konusu inşaat işini, işe başladığı yıl içerisinde bitirmemiş olması nedeniyle inşaat işinin ertesi takvim yılına taşması durumunda, süre uzatımı konusunda önceden düzenlenen bir mukavele varsa bu mukavele tarihinden, mukavele yoksa ertesi takvim yılı başından itibaren işi devralan müteahhide ödenecek istihkak bedelleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Karşıt inceleme hadleri

KDV İade Tasdik İşlemlerinde

- İndirilecek KDV’nin %80′i

- İndirilecek KDV’nin 1/3′ü karşıt İnceleme zorunluluğu kapsamı dışında bırakılan alımlardan ise; bu kapsam dışında kalan İndirilecek KDV’nin %50′si

incelenecektir.

Karşıt İnceleme sınırları (KDV Hariç):

2012 yılı: 19.000,00

2013 yılı: 20.000,00

2014 yılı: 21.000,00

2015 yılı: 23.000,00

2016 yılı: 24.000,00